Obezite Hakkında

[cmsmasters_row data_width=”fullwidth” data_padding_left=”0″ data_padding_right=”0″ data_no_margin=”true” data_top_style=”default” data_bot_style=”default” data_color=”default” data_padding_top=”0″ data_padding_bottom=”50″][cmsmasters_column data_width=”1/1″][cmsmasters_toggles mode=”accordion” animation_delay=”0″][cmsmasters_toggle title=”Obezite Hakkında”]

Dünya geneliyle birlikte Türkiye ’de de yaygınlaşan obezite, birçok sağlık sorununun da kaynağı. Alınan her fazla kilo, birçok hastalığa davetiye çıkarmak demek. Sağlık Bakanlığı Obezite Diyabet ve Metobolik Hastalıklar Daire Başkanlığı ile Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin obezite hakkında verdiği bilgiler şöyle:

OBEZİTE NEDİR? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

TÜRKİYE’DE OBEZİTE GÖRÜLME SIKLIĞI Erkeklerde: 20,5 Kadınlarda: 41,0 Toplamda: 30,3

OBEZİTENİN NEDENLERİ NELERDİR? Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları Yetersiz fiziksel aktivite Yaş, cinsiyet Eğitim düzeyi, sosyo – kültürel etmenler Gelir durumu Hormonal ve metabolik etmenler Genetik etmenler Psikolojik problemler Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama Sigara- alkol kullanma durumu Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.) Doğum sayısı ve doğumlar arası süre

OBEZİTENİN YOL AÇTIĞI SAĞLIK SORUNLARI İnsülin direnci Tip 2 diyabet Hipertansiyon Koroner arter hastalığı Kan yağlarının yüksekliği Metabolik sendrom Safra kesesi hastalıkları Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri ) Osteoartrit Felç Uyku apnesi Karaciğer yağlanması Astım Solunum zorluğu Gebelik komplikasyonları Menstruasyon düzensizlikleri Aşırı kıllanma Ameliyat risklerinin artması Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma) Toplumsal uyumsuzluklar Özellikle sık aralıklarla kilo alıp verme sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları Kas-iskelet sistemi problemleri

OBEZİTE NASIL SAPTANIR? Obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılmaktadır. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. Beden kitle İndeksi 30’un üzerindeyse obezite demektir. Örnek: 65 kg ağırlığında, 164 cm boyunda, bir kişinin Beden Kitle İndeksi hesabı BKİ = 65 / (1.64 x 1.64) = 65 / 2.6896 = 24.16

BKİ 18.5 kg altında ise zayıf 18.5-24.9 kg arasında ise normal kilolu 25-29.9 kg arasında ise fazla kilolu 30-34.9 kg arasında ise I. derece obez 35-39.9 kg arasında ise II. derece obez 40 kg üzerinde ise III. derece morbid obez

YAĞLARIN DAĞILIMI DA ÖNEMLİ Yalnızca yağ dokusunun artışı değil, aynı zamanda bu artan yağ dokusunun nerede biriktiği de önemlidir. Çünkü deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi obezite, kadın tipi şişmanlık), obezite ile ilişkili hastalıklarla çok sıkı ilişki göstermezken, yağ dokusunun göbek bölgesinde birikmesi olan elma biçimli obezite ya da diğer adıyla erkek tipi şişmanlık hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturmaktadır. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetrenin üzerinde olması kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda toplanması insülin direncine yol açmaktadır. İnsülin direnci ise obezite ile yol açtığı Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür.

OBEZİTE NASIL TEDAVİ EDİLİR? Obezitenin tedavisinde diyet, fiziksel aktivite, davranış tedavisi (beslenme modeli), ilaç tedavisi, kombine tedavi ve cerrahi tedavi gibi çeşitli tipte tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Obez kişilerin çoğu hızlı ve kolayca zayıflamayı isterler. Gerçekte ise bu kolay değildir. Bu yüzden daha tedavi başlangıcında gerçekçi hedefler belirlenmelidir. Gerçekçi bir hedef olarak 6 ayda yüzde 5-10 kilo kaybı amaçlanmalıdır. Vücut ağırlığındaki yüzde 10’luk bir azalma bile obeziteyle ilişkili risk faktörlerinin azalmasını sağlar. Obezite tedavisinde kullanılan yöntemler 5 grup altında toplanmaktadır.

1.Tıbbi beslenme (diyet) tedavisi Diyet mutlaka kişiye özgü ve ılımlı olmalıdır. Diyet tedavisinde amaç enerji açığı oluşturarak vücut yağ depolarında azalma sağlamaktır. Kas ve yaşamsal organlarda hücre kaybı olmadan yağ depolarında azalma sağlanmalı, vitamin, mineral ve elektrolit kaybı önlenmelidir. Genelde günde 500-600 kalori kısıtlaması haftada 0.5 kg ve 6 ayda yüzde 10 kadar bir zayıflamaya neden olur. Gün içerisinde alınan toplam enerji alımı kısıtlamak için bir çok obez öğün atlamakta, ancak açlık dürtüsü daha sonra daha fazla yedirmekte ve gıdaların termojenik etkileri de azalmaktadır. Bu yüzden günlük kalori bölünerek kahvaltıda yüzde 20-25, öğle yemeğinde yüzde 30-35, akşam yemeğinde yüzde 30-35 oranlarında sık yemek yemeleri ve açlık hissinin baskılanması önemlidir.

2.Egzersiz tedavisi Fiziksel aktivite rejimine başlamadan önce mutlaka kalp ve solunum kontrollerinin yapılması gerekir. Başlangıçta günde 30-45 dakika, haftada 3-5 gün orta derecede fiziksel aktivite için teşvik edilmelidir. Haftada 2 bin kalori harcamak için yaklaşık haftada 7 saat (420 dk) çabuk yürüyüş yapmak gerekir. Fiziksel aktivite sırasında travmadan kaçınmak da önemli. Aşırı obez bir kişinin basit egzersizlerle fizik aktiviteye başlaması ve dereceli olarak artırılması önerilir. Yeni bir fiziksel aktivite rejimine başlamadan önce mutlaka kontrollerin yapılması gerekir; hastanın yaşı, eşlik eden kronik hastalıklar, semptomları değerlendirilmelidir. Obezlerin çoğu egzersize emniyetli olduğu için yürüme ile başlar. Haftada 3 gün 10 dk. yürüyüş ile başlanır. Haftada en az 5 gün 30-45 dk’ya artırılır. Ayrıca yürüme mesafesindeki yerler için taşıt kullanılmaması, otobüsten bir durak önce inilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması, arabanın mümkün olduğunca uzak yerlere park edilmesi yararlı olabilir.

3.Davranış değişikliği tedavisi Kendi kendini gözlemleme Uyaran kontrolü Alternatif davranış geliştirme Pekiştirme, kendi kendini ödüllendirme Bilişsel yeniden yapılandırma Sosyal destek

4.Farmakolojik tedavi Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun değildir. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliliğinin saptanmış olması, obeziteye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması ve bu tür ilaçların mutlaka hekim tavsiyesi ve kontrolünde kullanılması gerekliliği büyük önem taşımaktadır. Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz tedavisini sürdürmesi ve düzenli olarak kontrollere gelmesi gerekmektedir.

5.Cerrahi tedavi Obezitede cerrahi yaklaşım temelde ikiye ayrılır. Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon vb. yöntemleri kullanılır. Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır. Bu tedavi estetik ağırlıklıdır ve eğer hasta obezite tedavisinin gereklerini yerine getirmezse yağ birikimi tekrar gerçekleşmektedir.

OBEZİTEDE NASIL BESLENMELİ Diyetisyen Suzan Elpe’nin, obezitede beslenme önerileri şöyle:

Yanlış diyetler, aç kalarak zayıflamaya çalışmak sizi bir sonraki dönemde daha da kilolu yapacaktır. Haftada 0.5-1 kg kaybetmek sağlıklı kilo kaybı demektir. Kesinlikle acele etmeyiniz. Unutmayın vermek istediğiniz kiloları da çok kısa sürede almadınız. Az ve sık yiyin. Günde en az 5-6 öğün yemek metabolizmanızı hızlandırarak kilo vermenizi sağlayacak. Güne mutlaka kahvaltı ederek başlayın. Yemeklerinizi mümkün olduğu kadar sakin bir ortamda ve yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Yemek yerken hiçbir şeyle meşgul olmayın. Gün boyunca idrarınızın açık renk olmasını sağlayacak kadar su tüketmeye özen gösterin. Aşırı yağlı, şekerli gıdalar yerine düşük kalorili ama sağlıklı olan yiyecekleri seçin. Günde en az 5-8 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Böylece hem vitamin, mineral almış hem posadan zengin beslenerek daha uzun süre tok kalmayı sağlamış olacaksınız. Beyaz ekmek yerine daha sıkça esmer ekmeği tercih edin. Yemek yaparken az yağ kullanın. Yağlar, karbonhidratlar ve proteinlere göre iki katından fazla kalori sağlarlar. Bitkisel sıvı yağları kullanın. Kızartmalar yerine daha sağlıklı olan haşlama, ızgara, fırınlama gibi yöntemleri tercih edin. Süt ve ürünlerinde az yağlı olanları satın alın. Diyet ürünlerini sınırsız tüketilebilecek yiyecekler olarak görmeyin, çoğunun kalorisi oldukça fazladır. Bir şeyler atıştırmak istediğinizde meyve, süt, yoğurt, ayran, kuru meyve ve az miktarda olmak koşuluyla fındık, ceviz, bademi tercih edin. Meşrubatların fazla tüketilmesinin önemli bir kilo nedeni olduğunu unutmayın. Alışverişe mutlaka tok çıkın ve diyetinize zarar verecek yiyecekleri satın almayın. Sıkıldığınızda bunu yiyeceklerle paylaşmayın. Unutmayın kilo almak size ikinci bir sıkıntı olarak geri dönecektir. Her şeyden önce kendinize güvenin ve bunun bir süreç olduğunu unutmadan ısrarla diyetinizi uygulamaya devam edin. Sadece kilo vermek değil onu koruyabilmek de önemlidir.

[/cmsmasters_toggle][cmsmasters_toggle title=”Obezite Cerrahisi Nedir ?”]

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla aşırı şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi ile ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Hepimiz biliyoruz ki obezite devamlılığı olan bir şey olursa kişide yandaş hastalık dediğimiz çoğunlukla obeziteye bağlı olan şeker hastalığı, yüksek tansiyon, tiroid, polikistik over gibi hastalıkların da olması muhtemeldir.

Obezite, öncelikle diyet, eksersiz ve davranış (yaşam tarzı) değişikliği ile önlenebilir ve tedavi edilebilir. Bu konuda diyetisyenden ya da uzman bir hekimden destek alınmalıdır. İkinci bir yolu ise obezite cerrahisidir.

Obezite cerrahisi olabilmek için öncelikle bazı şartları sağlamanız gerekmektedir. Temelde bir kaç tanesi şöyledir;

1) Vücut kitle indeksinizin yani kısa ismi ile VKI veya BMI nizin 40 dan büyük olması veya 35 den büyük olup yandaş bir hastalığa sahip olmanız gerekmektedir.  VKI hesaplamak için kilonuzu boyunuzun metre cinsinden karesine bölmeniz yeterlidir. Yani boyunuz 160 cm, kilonuz 115 kg ise VKI: 115/1,6×1,6= 45 dir.

2) Öncelikle kilolarınızı diyetisyen kontrolünde diyet yolu ile vermiş olmayı denemeniz ve en az 3 yıl yüksek kilolarda kalmış olmanız gerekiyor.

3) Son olarak da bu geri dönüşü olmayan bir ameliyat olduğundan ameliyat sonrasında tüm yaşam biçiminizi değiştirmeye kendinizi hazır hissetmeniz, tadını sevdiğiniz birçok şeyi yememeyi göze almanız gerekiyor.

[/cmsmasters_toggle][cmsmasters_toggle title=”Obezite Cerrahisine Giriş”]

Yıllardır şişman biri olarak denemediğim diyet, gitmediğim diyetisyen kalmadı ancak gerek hormonel durumlardan gerek nefsime ve irademe sahip olamamaktan dolayı yıllarca kiloları verip alıp verip alıp durdum. Üstelik kilo almak çok kolayken vermek de bir o kadar zordu.
36 yaşıma kadar zayıflamak için birçok şey denedim ve sonunda artık kiloya sağlık problemleri de eklenmeye başlayınca obezite cerrahisinden destek almam gerektiğine kadar verip araştırma içerisine girdim.
Şu anda psikolojik olarak ameliyata hazırım ama tabi sonuçta bu bir ameliyat ve risk her daim mevcut.
Bu yüzden iyi bir doktor arayışına girdim ve yavaştan sonuçlanıyor.
Şimdi sizinle doktorlarla yaptığım görüşmelerden ve internetteki gerek doktor gerekse bu ameliyatı olan kişilerden öğrendiğim bilgileri aktarmak istiyorum.
Ayrıca bu ameliyata karar verdiğim için yaşadığım süreçleri bu bölüm içerisinde açıkça yazmaya çalışacağım.
Umarım ameliyat durumuna gelmeden bu yazıyı okuduğunuz esnada zaten zayıflamış olursunuz.

[/cmsmasters_toggle][cmsmasters_toggle title=”Obezite Cerrahisi Doktorları”]

Obezite ameliyatı olmaya karar vermekle maalesef ki iş bitmiyor. Bu tip ameliyatlarda iyi bir doktor da önemli. Artık devlet özel farketmez bütün hastaneler hatta sağlık merkezleri bu ameliyatı yapıyor.

Yapılan yere , doktoruna, özel, devlet olmasına göre fiyatlar değişiyor. Ben de naçizane bir araştırma yaparak en azından Ankara’da benim gibi ameliyat olmak isteyenlere yardımcı olabilmek adına sizinle birkaç bilgiyi paylaşmak istedim.

İnternetteki araştırmalarım, hasta yorumları, kimiyle yüz yüze yaptığım görüşmelere göre birkaç isim şöyle;

Prof. Dr. Oktay Banlı : Ankara’da bu ameliyatı ilk yapan doktorlardan biri ve sırf bu konuda uzmanlaşmış. Bugüne kadar 1150 tane obezite ameliyatı yapmış ve hiç ölüm söz konusu olmamış. Kendisi özel çalışıyor, obezite kliniği var. Ameliyatları Güven hastanesinde veya Akay hastanesinde yapıyor. Doktor ile obezite cerrahisi için ilk kez görüşecekseniz ücret alınmıyor. Size detaylı bir şekilde anlatıyor ve karar verdiğiniz taktirde size verdiği testleri yaptırıp gelmenizi istiyor. Görüşmeleri 14:00 – 16:00 arasında yapıyor genelde. Web sayfasını ziyaret edip detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.  http://www.oktaybanli.com/ ve http://www.obeziteklinigiankara.com

Op. Dr. Adnan Bulut: Akay hastanesinde çalışıyor ve aynı zamanda hastanenin de başhekimi. İnternet üzerinde obezite cerrahi ameliyatına ilişkin pek hasta yorumu yok ama diğer ameliyatları için yorumlar oldukça iyi. Ablamın safra kesesi ameliyatını da bu doktor yaptığından dolayı en yakınımın olumlu yorumunu aldım Sanırım hatta %99 ihtimalle ameliyatımı Adnan bey yapacak.Detaylı bilgiye web sayfasından ulaşabilirsiniz. http://www.akayhastanesi.com.tr/tr/AnaSayfa

NOT: Bu yazıyı ameliyattan önce yazmıştım. Ameliyatımı Adnan bey yaptı ve gerçekten çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki gerek enerjisi gerekse tecrübesi ve takibi olsun dört dörtlük mükemmel bir doktor

Doç. Dr. Volkan Genç : Ankara Hastanesinde çalışıyor. Ameliyatları nerde yapıyor bilmiyorum ama Çukurambar’ da muayenehanesi var ve randevu ücreti 400 TL. Bu ameliyatı iyi yapan doktorlardan biriymiş okuduğum yorumlara göre.  Web sayfası : http://volkangenc.com/

Prof. Dr. Volkan Kaynaroğlu: Hacettepe hastanesinde çalışıyor. Kendisinin özel muayenehanesi yok ancak aynı hastanede görevli endokrinci Prof. Dr. Alper Gürlek’in muayenehanesi var ve muayene ücreti 400 TL.  Zaten Volkan Bey’de ameliyat olabilmek için Alper Bey’in raporu gerekiyor. Ameliyatı Hacettepe’de heyet raporu ile yapıyorlar. Devletin karşıladığı kısım haricinde 8000 TL civarında siz ödeme yapıyorsunuz. Süreç biraz sıkıntılı. Önce istenilen tüm bölümlere gidip tahlilleri yaptırıp her bölümden ameliyat olabileceğinize dair onay alıp en son verilen tüm raporlarla birlikte heyete giriyorsunuz. Heyet sonucunda ameliyat olabilir denilirse bu sefer de ameliyat için uygun günü bekliyorsunuz. Artık sıra size ne zaman gelirse En son internette yapılan yorumlara göre 1 seneyi buluyormuş.

Ameliyat fiyatları oldukça değişken. İstanbul ve Ankara da bu ameliyatın fiyatlarını araştırdığımda rakamların 8.000 TL – 50.000 TL arasında değiştiğini gördüm. Tabi bu doktoruna göre, hastanesine göre, doktorun ününe göre değişiyor.

Sizlere tek tavsiyem görüşmeye gittiğinizde gerçekten içinize sinen doktora ameliyat olun. Çünkü ameliyata iyi yapar mı ki stresi ile girerseniz bütün vücudunuzu olumsuz etkilersiniz.

[/cmsmasters_toggle][cmsmasters_toggle title=”Obezite Cerrahisi ve Sonraki İlk Ay”]

Herkese merhaba,

Yaklaşık 1,5 aylık bir aradan sonra öncelikle yeni hayatıma hoş geldiniz demek istiyorum

07/05/2015 tarihinde Ankara Özel Akay Hastanesi başhekimi Op. Dr. Adnan Bulut‘ a sleeve gastrectomy (namı-ı diğer tüp mide) ameliyatı olarak yeni bir hayata başladım. Yeni hayat diyorum çünkü beslenme alışkanlığımdan kilolarıma ve ilaçlarıma kadar her şey değişti

Artık daha sağlıklıyım; tip 2 diyabet vardı ve günde 4 doz insülin vuruyordum, yüksek tansiyon hastasıydım ilaç kullanıyordum.  -di’ li geçmiş zaman kullanıyorum çünkü artık ikisini birden ameliyat sonrasında şutladım ve tabi ki biraz kilo da gitti

Ameliyat süreci korktuğum kadar olmadı. Zaten kapalı ameliyat olduğunuzdan dolayı dışarıdan çok fazla acı hissetmiyorsunuz. Bir de ağrı kesicili serumlar baya bir işe yarıyor. Hastane sürecindeki bence en sıkıntılı kısım ameliyata giderken giyip hastaneden çıkana kadar ayağınızda kalacak olan Emboli çorapları (acayip fazla sıkıyor cendere gibi ama tabi vücudun emboli atmaması için kurtarıcı) ve kaçak testi için 2 günden sonra ilk ağzınıza giren sıvının iğrenç acı bir ilaçlı su olması şimdi bile aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor. Ama sağlık için herşeye değer deyip ilaçlı suyu kafanıza dikiyorsunuz

Ameliyata girmeden önce bu ameliyatı olanların bloğunu okumuştum. Kimin de kusma, kimin de şiddetli ağrı olduğunu yazmışlardı. Şükür ki bende hiçbiri olmadı yada sanırım ağrı eşiğim biraz fazla yüksek Benim tek sıkıntım sürekli sırt üstü yatmaktan (yan dönemiyorsunuz bir süre) sırtımın çok ağrımasıydı. O yüzden sürekli yürüyüş yapıyordum ki sanırım bundan dolayı da çabuk toparlanabildim.

İşin esas kısmı ise taburcu olduktan sonra başlıyor. Bir insan yemek yemeden yaşayabilir mi sorusuna kesinlikle evet cevabı veriyorum Tam tamına 3 hafta elma suyu ve su ile beslendim. Elma suyu da bir gün içinde toplamda 250 ml ancak oldu. 3. haftadan sonra ise sulandırılmış ayran ile tarhana ve yoğurt çorbasına (ikisi de tanesiz ve ince tel süzgeçten geçmiş) başladım. İlk içtiğim sulu light ayranın tadını anlatamam size :))) Sürekli tatlı tatlı elma suyundan sonra kendisi pek bir güzel geldi.

  1. haftadan sonra ise ilk kontrol, eksilen 12 kg ve püreye geçiş dönemi başlamış oldu

Bu yazıyı daha yeni püre dönemine geçmişken yazıyorum. Bundan sonraki süreçleri de yaşadıklarımı da size aktarmaya çalışacağım. Ayrıca bu ameliyatı düşünenlerdenseniz her türlü konuda sorularınıza cevap vermeye çalışırım

YAŞASIN YENİ HAYAT !!! :)))

[/cmsmasters_toggle][cmsmasters_toggle title=”Püre Dönemi”]

Operasyondan 1 ay sonrasında, püre dönemine geçtiğinizde ağzınızda bir şeyler çiğneyebilmek inanın ki süper bir his Gerçi pürenin nesini çiğniyorsun diyenler olacaktır. Emin olun korku belası her şeyi hatta suyu bile iyice çiğnedikten sonra yutuyorsunuz.

Püre döneminde 1 aydır özlemini çektiğim peynirime kavuştum. Peynir canavarı olarak peynirsiz kalmak en zor şeydi desem yeridir.

Püre döneminde seçeneğiniz çok fazla. Her türlü yemeği blendardan geçirip yiyebilirsiniz. Ancak ameliyat sonrası şöyle bir algı oluşuyor insanda; hangisi benim vücuduma daha yararlı, hangisinden en çok proteini alırım Ben ki hiç yemek seçmeyen biri bile artık bu konudan dolayı seçici oldum.

İlk denediğim püre kabak, kıyma ve kemik suyu ile yaptığım püre oldu. Aman deyim burada dikkat zira eliniz eski ölçülere alışkın olduğundan az yaptığınızı zannedip bütün bir hafta aynı şeyi yiyebilirsiniz

Püre döneminde önemli olan besinleri midenize alıştırmak ve hangisini yemeyi ertelemeniz gerektiğine (midenizin kabul etmediği, ağrı çektiğiniz)  karar vermek. Denediklerimin içinde şimdiye kadar erteleyeceğim bir yiyecek olmadı.

Sitemde Tarifler konu başlığının altında her dönem için tarifler kısmını da yazacağım.

[/cmsmasters_toggle][/cmsmasters_toggles][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][cmsmasters_column data_width=”1/1″][/cmsmasters_column][/cmsmasters_row]